KULLANICI GİRİŞİ
Sıkça Sorulan Sorular - genel
ASPEG
ASPEG, Türkiye Mağaracılar Birliği’nin uygulamaya koyduğu eğitim standartlarını uygulamaktadır. Bu, 1., 2. ve 3. Düzey Mağaracı kategorilerini ve her düzeyde belirli eğitimlerin yanısıra belirli sayıda mağaraya girmeyi de içermektedir.
AB Uyum Yasaları çerçevesinde artık yurdumuzda da grup veya platform olsun, tüm sivil toplum kuruluşları resmi olarak kabul edilmektedir. Anadolu Speleoloji Grubu da, Çevre ve Orman Bakanlığı imzaladığı resmi bir protokol doğrultusunda uzun süreli bir Küre Milli Parkı araştırma projesini yürütmekte yer almaktadır, İstanbul Teknik Üniversitesi ile Ayasofya Müzesi yeraltı galerilerinin araştırılmasında çalışmakta (Bkz. İş Birliği Yaptıklarımız sayfası).
ASPEG, yabancı mağara gruplarının herhangi bir ulusal kuruluş ve/veya TMB ile ortak projeler dışında bağımsız olarak Türkiye’de çalışmalarını tasvip etmemektedir.
Buna karşın UIS etik kodlarına uyan, bilimsel amaçlı gruplar ile Türk grupların ortak gezi yapmasına, belirli şartların sağlanması koşuluyla olumlu bakar (bu işbirliğinin Türk mağaracılığına net bir katkı sağlaması, eksiksiz ve zamanlı veri paylaşımı, raporlama v.b.) Bu konuda TMB tarafından kabul edilen şematik başvuru sistematiğini kabul eder.
Bunun dışında ASPEG gezilerine bireysel olarak katılmak isteyen her mağaracıya din, dil ve milliyet ayırımı yapılmaksızın, önceden haber vermek ve genel ortam ve kurallara uymak koşuluyla kapısı açıktır.
ÇEVRE / KORUMA
Kısaca ve kesinlikle evet. Hele hele ön bilimsel çalışmalar yapılmadan turizme açılmış mağaralarda birçok sorun var.
Haydi diyelim her türlü bilimsel çalışmaları yaptınız, bu seferde hemen hemen Türkiye'de turizme açılan bütün turistik mağaralarda rehber olmadığı için, turistler mağara oluşumlarına ve duvarlara her türlü zararı vermektedir; oluşumları kırmak, duvarlara yazı yazmak gibi...
Turizme açılmış mağaralar da korumacı yaklaşım adına birşeyler yapmak istiyorsanız bizi arayın !.
Karpit, kireçtaşı ve kok kömürü bileşkesi olduğu için ilk bakışta doğa'ya zararlı değildir. Bununla birlikte, doğa'ya yığın halinde bırakıldığında görsel kirlilik yaratır. Siz en iyisi mi, karpit tozu ve artıklarını toplayıp şehirlerde ki çöplere atın.
Karpit ve asetilen gazı nasıl oluştuğunu merak ediyorsanız, cadıkazanı bültenimizde güzel bir yazı var..Tıklayın;
http://aspeg-tr.org/cms/node/492?docId=100108091904-119a01f335ea45a1b7750687623ee067&viewMode=
Sayfa 14
Yarasa pisliği deyip geçmeyin. Yarasaların bol bulunduğu ortamlarda biriken yarasa pisliğinin içinde birçok canlı yaşamını idame ettirir. Yarasa pisliğinin mağaradan dışarı çıkartılması, zaten mağara da az olan besin kaynaklarından en önemlisini yok etmek, besin zincirinin kırılmasına ve dolayısıyla birçok canlı türünün hayatını riske atmak ve yok etmektir demektir.
Yarasa pisliğini mağara ortamından dışarı çıkarmayalım.
Valla, tonlarca yarasa pisliği toplarsanız belki...Türkiye'de tonlarca yarasa pisliğinin bir arada bulunduğunu 25 yıldır mağaralara girenler olarak biz görmedik. Yoksa önce mağaracılar zengin olurdu bu işten. Yok illa "ben bulurum, satarım, köşeyi dönerim" diyorsanız, karşımıza çıkmayın çünkü sizi yetkili mercilere şikayet ederiz. Mağaralar ve yarasalar, kanunlar çerçevesinde korunma altındadır. Kabak sizin başınıza patlarsa, cezası olmayan kazancınızı alıp götürür bir de hapse girersiniz durduk yere. Bizden söylemesi 
Normalde ayı saldırmaz ama sonuçta doğadayız ve belli koşullar oluşmuşsa, ki bunlar bölgesine girmişsen, yanında yavrusu varsa veya çok açsa, o zaman saldırır.
Bununla ilgili cadıkazanı bültenimizde çok güzel bir yazı vardır. Detaylı okuma için;
http://aspeg-tr.org/cms/node/492?docId=100108091904-119a01f335ea45a1b7750687623ee067&viewMode=
Fotoğraf dışında bir şey alma, ayak izlerin dışında geride bir şey bırakma, zaman dışında bir şey öldürme gibi bir takım beylik laflarla farkındalık yaratılmaya çalışılsa bile, bizler mağaraya girdiğimizde maalesef mağaralara zarar veriyoruz. Farkında olmadan kırdığımız bir sarkıt, dikit veya çamurlu çizmelerimizle bastığımız o güzelim ışıl ışıl ışıldayan travertenler kalıcı zarar bırakmaktadır. Yaşadıkları ekosisteme küçük bir müdahale dahi sayılarını nüfusun kendini idame ettiremeyeceği canlıları bilerek ya da bilmeyerek öldürmek, dokunmak. Keza, kış uyusunda rahatsız edilen bir yarasa, depoladığı besini harcayarak ölecektir.
Döşenen dübeller, yanlışlıkla atılmış karpit tozları ve benzeri hal, hareket ve davranışlar, mağaralarımızda geri dönülmez zararlar vermektedir.
Maalesef bizim de bu katkımız var.
DOĞA-BİLİM
BÜMAK ve BUMAD üyesi Emrah Çoraman'ın mağaracılık camiası ile paylaştığı önemli uyarı:
Sevgili mağaracılar,
Geçen haftasonu (21-22 Mart 2009) Kırklareli’de bir mağarada karşılaştığımız durumu sizlerle paylaşmak istiyoruz. Yıldız Dağları’ndaki önemli mağara habitatlarının belirlenip koruma altına alınmasını hedefleyen çalışma kapsamında, hafta sonu Bulgaristan sınırına yakın bölgede bir mağaraya girdik.
Bu mağarada rastladığımız bir büyük farekulaklı yarasa “beyaz burun sendromuna” (white nose syndrome) yakalanmıştı. Solda bu yarasanın bir fotoğrafı bulunuyor. Bu hastalığın sebebi tam olarak bilinmiyor. 2006 senesinde Amerika’daki birçok yarasa popülâsyonunda bu hastalığa rastlanmış ve bu popülâsyonların büyüklüklerinde bir sene içerisinde %80 ile %100 arasında düşüşler kaydedilmiş. Hayvanın burnundaki mantar mı ölümlere sebep oluyor, yoksa hayvan başka bir hastalıktan dolayı zayıf düştüğü için bu mantara rastlanıyor bu henüz bilinmiyor. Arama sitelerine “white nose syndrome” yazarsanız birçok güncel haberle karşılaşacaksınız. Sayfanın altında da birkaç link bulunmaktadır.
Avrupa’da ise 80’lerden bu yana bu mantara ait tek tük gözlemler mevcut. Ancak popülâsyon düşüşlerine ait bir belirti yok. Yine Avrupa yarasa koruma grupları konuya hassaslıkla yaklaşıyor. Ben bu gözlemi onlarla da paylaşacağım.
Bu konuda sizlerden ricam mağaralar arasında en önemli vektörler olan biz mağaracıların gerekli hassasiyeti göstermesi konusunda olacak. Mantarların sporlarla çoğaldıkları düşünülürse, bizim bu sporları mağara giysilerimiz ve çizmelerimizle diğer mağara ortamlarına taşıma ihtimalimiz söz konusu. Bu sebepten ötürü Avrupa ve Amerika’da mağaracıların her mağaradan sonra giydikleri tulum, çizme gibi mağarada kullanılan tüm eşyaların yıkanması konusunda bir karar almışlar. Sanırım böyle bir tehlikeyle karşı karşıya olduğumuz düşünürlerse bizim de böyle bir uygulamaya geçmemiz gerekmektedir. Aslında bu konu sadece bu hastalıktan dolayı önemli değil; mağara habitatlarındaki diğer mikroorganizmaları da beraberimizden taşımamızdan ötürü birbirinden farklı habitat özelliklerine sahip olan mağaraların ekosistem dengesini bozmamak açısından önemli bir konu.
Son olarak bir ricam da girdiğiniz mağaralarda fotoğraftakine benzer enfeksiyon kapmış yarasalar görürseniz mümkünse fotoğrafını çekmeniz ve daha sonra bu fotoğrafı bana mağara bilgileriyle ulaştırmanız. Bu tür vakaların kayıt altına alınması gelecekte yapılabilecek koruma çalışmaları için önemli olacaktır.
Emrah Çoraman - coramane(at)gmail(nokta)com
Boğaziçi Üniversitesi
Çevre Bilimleri Enstitüsü
Konuyla alakalı bazı linkler:
TEKNİK
Genel bir malzeme listesi aşağıda verilmiştir. Mevsime, girilecek mağaraların özelliğine, bölgeye göre değişiklikler gösterecektir.
Mağara Giyim
- İç ve dış tulum
- İlave polar veya yün kazak
- Çizme
- Yün veya neopren çorap
- Eldiven
Mağara Teknik Malzeme
- TIT seti
- Kask
- Pil
- Yedek fener
Giysi
- Tişört (Her gün için bir adet, tercihan güneş için uzun kollu)
- Rahat yürüyüş için pantolon (2 adet)
- Doğada yürüyüş için rahat ıslanıp, çamurlanabilir bileklikli bir ayakkabı veya bot
- Kamp alanında giymek için hafif, kapalı ayakkabı
- En az bir kalın yün kazak veya polar
- Bir ince kazak veya eşofman üstü
- Yağmurluk
- Mont
- Bere
- Güneş için şapka
- İç çamaşırı
- Çorap
- Mayo (Bulunması zarar getirmez belki gerekir)
Hijyen ve Sağlık
- Diş Fırçası & Macunu
- Kağıt mendil /ıslak mendil
- Deodorant
- Kullanılmakta olan ilaçlar
- El Kremi veya Nemlendirici
- Güneş Kremi
- Sabun
Muhtelif
- Tabak
- Çatal-kaşık
- Bardak
- Çakı
- Çakmak / kibrit
- Havlu
- Yedek pil
- Sinek ve böcek kovucu sprey
- Fotoğraf makinası
- Düdük
Kamp malzemesi
- Uyku tulumu
- Mat
- Çadır
- El (Kafa) Feneri
İkisinin de avantaj ve dezavantajları var; Karpit lambası ucuz ve tamiri çok kolay bir nesne. Işığını sağlayan karpit de çok ucuz. O sarı, nostaljik ışığı ve sıcaklığını da unutmamak gerek. Bir de ısı yayması nedeniyle, hele hele kurtarma durumunda sağladığı ısı avantajı var. Ama, belinize asılı ağır bir hazneyi saatlerce taşımanın sıkıntısını göz ardı edemeyiz. Ya da ikide bir tıkanan memeyi, sıkışan hazneyi veya biten suyu.
Öte yandan, LED teknolojisini kullanan fenerlerin bugün ulaştıkları nokta inanılmaz. Bir fikriniz olması için şu web sayfasına bakmanız bile yeterli: www.petzl.com/en/outdoor/ultra-series/ultra-belt. Hafiflikleri ve inanılmaz aydınlatma güçlerinin yanısıra, üç veya dört pille 40-50 saat, hatta daha uzun süre pırıl pırıl yanmaları da cabası. Ama, öte yandan hem inanılmaz pahalılar, hem de mağarada bozuldukları anda yedek ışığa kalmaya mahkumsunuz.
Dolayısıyla bu sorunun kesin bir cevabı yok.
Hangi mağaracılık grubuna veya kitaplara baksanız hepsi farklı telden çalar. Size kendi grubunuzda eğitmen nasıl gösterdiyse o şekilde kullanın deriz. İlerde deneyim kazandıkça kendi rahat ettiğiniz sıralamayı bulursunuz. Bununla birlikte, göğüs cumarının en sağda olması, ipten çıkmak için mandalı açmanız açısından kolaylık sağlayacağı ve başka aletlere takılmayacağı için daha uygundur. Bize göre uygun sıralama en soldan sağa: göbek bağı, el cumarı emniyet ipi, desandör, sürtünme karabini, göğüs cumarı. Buna ek olarak zaman zaman çanta taşıma ipi de eklenebilir. Bu da genelde, delta ve D karabinin altına bağlanır.
Göbek bağının uzun ve kısa kısmının doğru ayarda olması önemlidir. Çok uzun kısa veya çok kısa uzun göbek bağı, istasyon geçişlerinde, ipten adam almada sorun çıkartabilir. Eskiden el yordamı ile uzunluğunu ayarladığımız göbek bağında artık gösterge olarak Petzl'ın standart göbek bağı uzunluklarını alabiliriz. Bu da kısa göbek bağında 32 cm, uzun göbek bağında 58 cm'dir.
Göbek bağlarında bir diğer dikkat etmeniz gereken nokta ise, dinamik ip kullanılarak yapılmasında fayda vardır. Bir şok anında, şoku emmek için dinamik ip idealdir. Yalnız dinamik ipin kalınlığını abartmayalım. 8 mm bu iş için idealdir.
